|

deliüzzamanın yezıdı ermenı vatıkan kokenlerı-4

İlk Hayatına Kısa Bir Bakış’tan”;Red Kit Deliüzzaman Dönemi

Dil Bilgisi kitabını bitiremeden okuldan kovularak eve dönen Deliüzzaman gene ağabeyinin başına ekşir.Kurtul kurtulabilirsen;

1985'de kurulmuş İsrail Mason Nur Locası

“...Bundan sonra, Şirvan’daki biraderinin (Molla olan,deli diye Said-i başından kovan ağabeyi) yanına gitti. Orada büyük kardeşiyle ilk görüşmede aralarında şöylece kısa bir muhavere cereyan etti.

Molla Abdullah: “Sizden sonra ben Şerh-i Şemsî kitabını bitirdim, siz ne okuyorsunuz?”

Bediüzzaman: “Ben seksen kitap okudum.”:))

(Evde yoktu ya at gitsin)

Molla Abdullah: “Ne demek?”J))

Bediüzzaman: “İkmâl-i nüsah ettim ve sıranıza dahil olmayan birçok kitapları da okudum.” J))

(Yalandan kim ölmüş.Daha birinci sınıfı geçemedi.O zamanlar 15-16 yaşında askere alıyorlar.Askerlik çağına geldi.Allah’tan orduya katılmamış)

http://a6.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc4/149944_117690934963787_117690591630488_138090_2084911_n.jpg

Molla Abdullah: “Öyleyse seni imtihan edeyim.” :))

Bediüzzaman: “Hazırım, ne sorarsanız sorunuz.” :))

(İfadelere bakınız.Kim hatırlar,10-15 yaş arasında bir deli çocuğun bu lafları ettiğini? Şahidi kim? Yok böyle aldatmacayı inanın ancak Kürtler yazmıştır tarihte.Deliden kahraman,ulema yaratmak budur işte.Yanında katip varmışçasına yazılmış.Halkı böyle soyuyor bu işbirlikçi Din Tüccarları işte.Kurtulmak için Abdülhamit’e gönderirler astırsın diye, oradan da dünyanın baş belası çıkar.)

Molla Abdullah,biraderini imtihan eder.

(Hala diploma alamamış,ağabeyinden belge almaya çalışıyor).

Kifayet-i ilmiyesini takdir ile, sekiz ay evvel talebesi bulunan Molla Said’i kendisine üstad kabul etti (Sabırlı,talihsiz adammış.Zalim kader) ve talebelerinden gizli olarak küçük biraderinden ders almaya başladı.

(Ona anlattırırken öğretme yolunu deniyor adam,o bile adamın aleyhine yorumlanıp,onca emeğine rağmen zalim gösteriliyor ama umutsuz vaka,faydası olmayacak.)

Nurcuların ve Fetoş'un İç Yüzü

Ve bittabi , daha evvel okuttuğu kardeşini kendisine üstad yaptığını sezdirmiyordu. Nihayet talebeler,Molla Abdullah ’ın Molla Said nezdinde ders okuduğunu kapıdan, anahtar deliğinden gizlice görünce taaccüp ederek sormuşlarsa da,Molla Abdullah cevaben,“Nazar değmemek için, ben ona ders veriyorum” (Türkçe’ye bak!)demiş ve talebelerini aldatmıştı.

(Şu yazının yazarının Türkçe’si yazıları kadar yalan ve zavallı.Ne imla ne noktalama var.Tam vukuat,odun.Yahu adam dediğine itiraz edilince silahı çekiyor.Yıllardır dört vilayette dokuz okulda hatırı için kardeşinin kahrını alem çekmiş,ağabeylik var serde o da bakmış bu delinin başka idare yolu yok.Ne yapsın.Kürtler de delileri “Sır Sahibi” kabul ettikleri için adam zaten şöhreti yakalamış,yakında İngiltere’nin bile dikkatini çekecek,Osmanlı’nın da Türkiye’nin de bütün dünyanın da başına bela olacak.Neyse kısa sürede başından sepetlemenin bir yolunu bulur.)

http://a2.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc4/163779_124941100905437_117690591630488_182257_5297425_n.jpg

Molla Abdullah’ın yanında bir müddet kaldıktan sonra Siirt’e gelir. (Onuncu kovuluş.Hala Diploma yok)

Deliüzzaman Ret Kit Said-i Kürdi’ye İlk Delilik Raporu Siirt’li Öğretmeni Fethullah Hoca’dan.

Orada bulunan Molla Fethullah Efendinin medresesine gider.Molla Fethullah,Molla Said’e,

Geçen sene Süyûtî (1)okuyordunuz, bu sene Molla Câmi’yi (2) mi okuyorsunuz?” :))

(Artık meşhurdur.Gören makaraya başlıyor.)

Bediüzzaman: “Evet ‘Câmi’yi bitirdim.”

(At yalanı kim tutar sınırsız sorumsuz Said)

1*-Suyuti-(1445-1505) Uyanıkken rüya görüp Peygamberle sohbet etmekle meşhur Mısır’lı çatlak Cemalettin Suyuti’nin alfabe kitabı.

2*-Bu günkü ilkokul 1.Sınıf-Okuma öğreten kitap.Yazarının adıyla anılıyor.

Molla Fethullah hangi kitabı sorduysa, “Bitirdim”(Başka kelime öğrenemedi ki.Tek öğrendiği; “Bitirdim”) cevabını alınca, tahayyürde (1) kaldı. Bu kadar kitabı bitirdiğini, hem de az zamanda bitirdiğini aklına sığıştıramadı,taaccüp etti ve dedi:...”

:Yalan söylediğini biliyor ve şaşırmış ayakları yapıyor kurnaz Kürt hoca.Çocuk zaten “okuma-yazma” kitaplarını okuyor.Öyle bir ifade kullanılıyor ki,sanırsınız,adam Anştayn’ın İzafiyet teorisini çözmüş.Yahu hangi tarihte hangi öğrenci “kitabı okudum,bitirdim” deyince sınıf geçmiş?” Bunun yeryüzünde bir örneği varsa o da Deliüzzaman’dır.)

Geçen sene deli idin, bu sene de mi delisin?”

Bediüzzaman,“İnsan başkasına karşı kesr-i nefis için hakikati ketmedebilir. Fakat babadan daha muhterem olan üstadına karşı hakikat-i mahzdan başka bir şey söyleyemez..

(Ağabeyi bile kovuyor.Babası da illa diploma al diyor.Ne yapacak başka) Emrederseniz, söylediğim kitaplardan beni imtihan ediniz” der.:))

Gerçek Deniz Feneri

Gerçek Deniz Feneri-Tapınak Şovalyelerine aittir.Molla Fethullah hangi kitaptan sorduysa, cevabını güzelce verir.(!)

(Yazılı yok,matematik,yabancı dil Türkçe Dersleri ne zamandır sözlü yapılıyor.?Osmanlı’da da böyle bir eğitim hiç olmadı.Olsa olsa taş devrinde olmuştur.Amaç sınav değil baştan atmak.)

Bunun üzerine bu muhavereyi dinleyen ve bir sene evvel Said’in hocasının hocası bulunan Molla Ali-i Suran namındaki zat, kendilerinden ders almaya başladı.

(Sonunda deliye öğrenci de buldular.Ortada Diploma halen yok)

Molla Fethullah, “Pekâla, zekâda harikasınız. Fakat hıfzınız nasıldır? J))

Makamat-ı Harîriye den birkaç satırını iki defa okumakla hıfz edebilir misiniz?” diyerek kitabı uzatır.

Molla Said alarak, bir yaprağını bir defa okumakla hıfzetti (ezberledi)ve okudu.

Molla Fethullah, “Zekâ ile hıfzın ifrat derecede bir kimsede tecemmuu nâdirdir” diyerek hayrette kaldı.

(Silah çekip vurmasın diye yolundan gidiyor)

.........

Said-i Kürdi Mehdi olup olmadığının sorulduğunda,Mehdiliği ret etmiştir ;

Hem mehdilik isnadını hiç kabul etmediğimi bütün kardeşlerim şehadet ederler Hatta Denizli’deki ehli vukuf (bilgi sahibi kişiler) eğer Said mehdiliğini ortaya atsa bütün şakirtleri (talebeleri) kabul edecek dediklerine mukabil (karşılık), Said itiraznamesinde demiş ki: “ben seyyid değilim (Peygamber Muhammed soyu)Mehdi seyyid olacak” diye onları reddetmiş.(Şualar, s 365)

Amma,şimdi bunu okuyunuz;

Deliüzzaman Ret Kit Said-i Kürdi, Gittiği yerlerde Saçmalıklarına Halkın “Veliyullah-(Allah’ın Veli’si)” olarak Değer Vermesi Yüzünden Hocaları ve Öğrencilerini Kendine Saldırtır;

İslam’ın hiçbir kaynağında,Hazreti Muhammed dışında bir insan için “Veliyullah” sıfatı kullanılmaz Bunu kullanmak Peygamberlik taslamaktır.Bir insanı böyle bilmek dinen “Müşrikliktir." Ortakları daima "HAÇLILARDIR"

Bu durumu anlamak için muhakkak bölgede birkaç yıl polislik,Jandarmalık yapmanız lazım.Bölgenin ensest ilişki yaygınlığı nedeniyle delisi boldur ve çoğu akıllı delidir.Üniversite terkler çoktur.Her yıl,toplu olarak aileleri otobüs kiralar ve Elazığ Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine yani Tımarhaneye gönderirler.Dört ile altı arası kaldıktan sonra polis-jandarma gözetiminde eve gönderilirler.Onlara göre her deli Sır sahibidir,ermiş adayıdır.Deliren birisini Aleviler,kırk kat kumaşa sararlar ve 15 gün sadece su vererek bekletirler.Gün dolduğunda açarlar.İlk sözü felsefi içerikli veya akıllıca bir söz ise “Pir veya Şıh ilan ederler.Mecusilik-Yezidilik geleneğidir. Kürtlerde kast sistemi olduğundan halk zaten okula gidemez.Ağabeyi de molla olunca,okula da gönderilince, inançlardan zemin hazır olduğundan halk doğal olarak ermiş sayar.)

“...Bu hal etrafta işitilir.Ahali , kedisine veliyyullah derecesinde ihtiram eder ve o nazarla bakarlar.

Bu vaziyet , ikinci derecede bulunan birtakım âlim ve talebelerin rekabetlerini arttırdı. Genç, tecrübesiz talebelerden bir kısmı, ilmen mağlûp(1) edemedikleri Bediüzzaman’ı kavga yoluyla iskât etmek teşebbüsünde bulunmuşlarsa da, meseleden haberdar olan Siirt ahalisi, kendisini kurtarmak için gelmişler. Ahali nazarında büyük mevkii olduğu için, derhal muarızların ellerinden kurtarılmış ve bir odaya bırakılmış ise de, Bediüzzaman, mesleklerine olan fevkalâde muhabbetinden, muarızları bulunan talebe ve ehl-i ilmin câhillere hedef olmamasını temin için, kendisi odadan çıkıp, muarızları tarafından telef edilse bile ehl-i ilmin işine cahillerin karışmamasını müdafaa eder. Bu ihtilâfı kaldırmak maksadıyla herhangi bir talebeye,“Beni öldürünüz, ilmin haysiyetini muhafaza ediniz!” diyerek yüzünü çevirmişse de, hiçbir talebe kendisine hücum etmemiş ve nihayet ihtilâf bertaraf edilmiştir.

Siirt Mutasarrıfı, kendisini muhafaza etmek üzere yanına çağırdığı ve o talebeleri nefyedeceği haberini tebliğ etmeye gönderdiği jandarmaya karşı Bediüzzaman,“Biz talebeyiz; birbirimizle dövüşürüz, barışırız.Binaenaleyh, mesleğimiz haricinde bulunan birisinin bize karışması muvafık olmadığından, gelemeyeceğim. Ve hatâ da benimdir” cevabında bulunarak jandarmaları reddetmiştir.

Bu esnada on beş, on altı yaşlarında bulunuyordu.

(1)-16 yaşında ve halen Alfabe ve okuma-yazma öğreten kitap okuyor,diğer yandan da felsefe okuyor .Amma adını bile yazamıyor.İlmiyle Hocaları,öğretmenleri kıskandırıyor.Saçmalıkları ile okumuş yazmış insanları,çıldırtıyor.Asıl çıldırtan Said değil,Kürtlerin ister Yezidi ister Alevi olsun hepsi “deliye” değer verir ve sır sahibi der.Deliye bağlanır.Okumuşları,hocaları delirten gerçek budur.

Said,Rüyalarıyla Hareket Eden Bir Deli.Atatürk Gibi Bir Adamla Bunu Kıyaslamıyor-lar mı?

16 Yaşında Molla,Deliüzzaman Ret Kit Said-i Kürdi Rüya üzerine Toplu Tabancasını kapar, Kürt Paşası Öldürmeye Gider,atıyla Çocuk Öldürür ve Hazreti İsa olur Ölü Diriltir.;

Said-i Kürdi ,içki içtiği ve namaz kılmadığı için “Git önü öldür” diye bir rüya görmesi üzerine kalkıp öldürmeye gittiği ve ilk gördüğünde adama “Seni Öldüreceğim” dediği için adamın önce kale almadığı ancak yavaş yavaş çıldırmaya başladığı Mustafa Paşa ile bir gün at yarışına çıkarlar. Fakat kastî olarak Mustafa Paşa gayet serkeş ve talimsiz ve hiç binilmemiş bir at hazırlanmasını emreder. Molla Said’e binmek için verir. (Allahu a’lem, attan düşüp ölmesini istemiş.) On altı yaşında bulunan Molla Said, serkeş atı biraz dolaştırdıktan sonra koşturmayı arzu eder. At, onun verdiği istikametten çıkarak başka bir istikamete doğru koşar. Var kuvvetiyle durdurmak isterse de muvaffak olamaz. Nihayet çocukların bulunduğu yere gider. İran Bahai Nuru Ezel Mason Locası

İran Nur-u Ezel Mason Loacsı AmblemiCezire ağalarından birisinin oğlu yol üstündeyken hayvan iki ayağını kaldırıp çocuğun omuzları arasına vurunca çocuk yere düşerek hayvanın ayakları altında çırpınmaya başlar.

Nihayet etraftan imdada ulaşırlar. Çocuğu hareketsiz, ölü suretinde görünce Molla Said’i öldürmek isterler. Ağanın hizmetçileri hançerlerini çekince, Molla Said hemen rovelverine (Toplu tabanca) el atar ve adamlara hitaben:

Hakikate bakılırsa, çocuğu Allah öldürmüş. Zâhire bakılırsa, at öldürmüş. Sebebe bakılırsa,

Kel Mustafa öldürmüş; çünkü bu atı bana o verdi. Durunuz, ben gelip çocuğa bakayım; ölmüşse sonra muharebe edelim” diyerek attan inerek çocuğu kucaklar. Çocukta hareket görmeyince soğuk suyun içine batırıp çıkarır.* Çocuk gülerek gözünü açar.”

*Soğuk Suya batırma,Yezidilerin doğan çocuğu vaftiz ettirmeleri,Şeyh Hadi’nin Laleş Vadisi civarında bulunan zemzem suyuna üç defa batırmaları şeklinde yapılır.Bu demek oluyor ki,Said çocuğu vaftiz etti ve diriltti.Yani mucize gösterip tanrılık taslamış.oluyor.Silah taşıması,Kabe Putu Hubel-El Lah,Yezid Arapların Gök Gürültüsü ve Kılıç Tanrısıydı.Yani eski Yezidi inançlarına göre Said bir tanrıdır veya yarı tanrıdır.Hazreti İsa oldu çıktı.Kürtler Muhammed’i takar mı hiç?16 yaşında bir gencin bu kadar olayı hesapları yapması elbette düşünülemez.Ancak,bu yaşta Erzurum’dan Musul’a bölgede gezmedik yer bırakmayan bu gencin yaptıkları,Yezidlerin bol olduğu bölge halkı belki de gizli Yezid olan ailesi tarafından kim kaç defa ona belletildi.On defa okuldan kovulan birinin okutulması için gösterilen gayret de ayrı bir ibret örneğidir.

.........

İngiliz işbirlikçisi Kripto Yahudi Afgani

İngiliz İşbirlikçisi İskoç Mason Locası Üyesi Cemalettin Efgani talebeleri ile tanışması;

(Mardin Suryani Hıristiyan,KürtYezidi’lerin yoğun olduğu bölgedir.)

Mardin uleması muarazaya kalkışırlarsa da muvaffak olamazlar; evlâtları yaşında olan genç Said’te harika bir şekildeki ilmî kudreti görünce kendilerine üstad kabul ederler.

Bu esnada, Mardin’e gelen iki talebeye tesadüf etti. Bunlardan birisi, Cemâleddin-i Efganîye mensup olup, diğeri tarikat-i Sünûsiye den idi. Bunlar vasıtasıyla hem Cemâleddin-i Efganî

nin mesleğine, hem de tarik-i Sünûsiye âşinâlık peyda etti.

Molla Said çok genç yaşta iken siyasî hayata atılır, vatan ve millete hizmete başlar. İlk hayat-ı siyasiyesi Mardin ’de başlamıştır.

Cemaleddin Efgani ve Bediüzzaman “Bediüzzaman Hazretleri, Mardin'de Cemaleddin Efgani'nin "siyasette muktesit meslek"i ondan öğrendim (Beyanat ve Tenvirler, s. 105) dediği talebesiyle görüşüp fikirleri hakkında bilgi sahibi olmuş, İttihad-ı İslam'da seleflerini sayarken, Efgani'nin ismini de zikretmiştir... “(Tarihçe-i Hayat, s. 39, 59)

1950'lerde Said-i Nursi ile bizzat görüşen ve 1966 yılında yayınlanan "Gerçek Bediüzzaman Said-i Nursi ve Doktrinleri" adlı kitap yazan Seyfi Güzeldere şöyle vermektedir:

"Molla (Said-i Nursi) İstanbul'a geldiği vakit Mütareke olmuştu. Müslüman toptan tutsak gitmemek yer yer birleşip tedbir arıyordu. O hemen, kardeşinin oğlu Abdurrahman'ın Çamlıca'daki köşküne yerleşti. Kitap dediği uyduruk serisini bütünlemeğe başladı. Molla, bu işlerle uğraşırken, Anadolu bağımsızlık savaşının kan ve ateşi içinde idi. Bir dergi, Molla'nın bağımsızlık savaşına katıldığını yazıyor. Doğru değil. O savaşın gazilerinden binlercesi bugün yaşamdadır. Yalnız benim tanıdığım 200 var. Biri diyebilir mi ki bu insan, değil silahla fikir yoluyla olsun bu savaşa katılmıştır.

Bezmi Nusret Kaygusuz, Meşrutiyet yıllarına ilişkin anılarında Said-i Nursi'den şöyle söz etmiştir:

"İttihatçılar bu adamı şaşırtmışlardı. İptidada (önceleri) Said-i Kürdi'ye büyük paye verdiler. Güya Kürt meselelerinde ondan istifade edeceklerdi. Halbuki gösterilen saygıyı o kendi hakkı zannetti. Ve yükseklerden ötmeye başladı. Zamanın kutbu ve mehdisi tavrını takındı. Maaza, senelerden sonra da aklı başına gelmemiştir. Yeni tarikat iddiasında ve onun piri olmaya çalışıldığı işitilmektedir. Halen Nurcu diye maruftur (tanınmaktadır)."

Nursi, Nakşibendi tarikatına mensup, İngiliz yanlısı Derviş Vahdeti ile birlikte siyasal İslamcı İttihad-ı Muhammedi Cemiyeti'ni kurmuştur. Cemiyetin kuruluşu nedeniyle 3 Nisan 1919'da Ayasofya camiinde mevlit okutulmuştur.İngiliz Mandacılığı yanlısı Volkan Gazetesinde yazıları yayınlanmıştır.Onun Menderes tarafından affedilmesinden sonra hükümete resmen sahip olmuştur.İngiliz-Amerikan dümeni olan Kıbrıs tuzağına çekildiğimiz dönemde Kıbrıs’ta kurulan ilk istihbarat örgütü olan “Volkan” örgütünün de “İngilizlerce kurulduğunu” Rauf Denktaş dile getirmiştir.Bu da,İngiliz mandası olduğumuzun bir başka kanıtıdır.

Bir ara Teşkilatı Mahsusa'ya da üye olan Nursi, hem Kürdistan Teali Cemiyeti'nin hem de Kürt Neşriyat Cemiyeti'nin kurucuları arasında yer almıştır.

Said,İstanbul’da Irak’taki Askerlere Gidecek Cephanelerin Taşınmasını Engellemek İçin Hamallara Boykot Yaptırır.Çok Sevdiği Abdülhamit’i Devirmek İçin İttihatçılarla İşbirliği Yapar.

II.Abdülhamit’e “HAYDUT” der.

ÜÇÜNCÜ CİNAYET: İstanbul’da yirmi bine yakın hemşehrilerimi, hamal ve gafil ve safdil olduklarından, bazı particiler onları iğfal ile vilâyât-ı şarkiyeyi lekedar etmelerinden korktum. Ve hamalların umum yerlerini ve kahvelerini gezdim. Geçen sene anlayacakları suretle meşrutiyeti onlara telkin ettim. Şu mealde:

İstibdat, zulüm ve tahakkümdür. Meşrutiyet, adalet ve şeriattır. Padişah, Peygamberimizin emrine itaat etse ve yoluna gitse halifedir. Biz de ona itaat edeceğiz. Yoksa, Peygambere tâbi olmayıp zulmedenler, padişah da olsalar haydutturlar...”Tarihçe-i Hayat”
RED KİD DELİÜZZAMAN OKUR AMA YAZI YAZAMAZ
26.İhtiyarlar Lemasında ;”Üçüncüsü;Yanımda devamlı yazıcı bulunmadığından katibin Riasle-i Nur’a ait dört beş vazifesi olmakla düzeltme yapmaya tam vakit bulamadığımızdan yazı düzensiz kaldı.”
Demektedir.

Dördüncüsü;Telifin (yazının) akabinde (sonrasında) ikimiz de yorgun olarak manayı dikkatle düşünmeyerek gayet sathi (yüzeysel) bir tashihle (düzeltmeyle) iktifa edildiğinden tarzı ifadede (ifade tarzında) elbette kusurlar bulunacak.Alicenap (yüksek ahlaklı) ihtiyarlardan ifadedeki kusurlarıma nazarı müsamaha (hoşgörü) ile bakmak,rahmeti ilahiye (Allah’ın sonsuz kudreti) boş olarak döndürmediği mübarek (hayırlı-uğurlu) ihtiyarlar ellerini dergahı ilahiyeye (Allah’ın ulu katı) açtıkları vakit bizi de dualarında dahil (dualarına katsınlar)etsinler.” Demektedir.

RED KİD DELİÜZZAMAN’A GÖRE MÜSLÜMAN DEĞİL HIRİSTYANDAN ŞEHİT OLUR;

Afyon'a Şehit Yunan Askeri Anıtı dikmek isteyen

AKP'li dönme Grek Belediye başkanı

“Birinci Dünya Savaşı’nda bizimle savaşmış da olsa, bir Hristiyan ölmüşse şehit sayılır, ahirette mükafatı vardır.” (Kastamonu Lahikası,s.45)

Ne dinden olursa olsun bir nevi şehit hükmündedir. Mükafatı büyüktür, belki onu cehennemden kurtarır. Elbette şimdi fetret gibi karanlıkta kalan ve Hz. İsa’ya mensup Hristiyanların mazlumlarının çektikleri felaketler, onlar hakkında bir nevi şehadet denebilir.” (Kastamonu Lahikası,s.75)

BEDİÜZZAMAN (Zamanın Harikası) ADINI KULLANMAYA BAŞLIYOR;

1926 yılından sonra Said-i Kürdi adını kullanmayıp Said-i Nursi adını kullanır. Bu ad değişikliği ile ilgili Türkçü Nihal Adsız şu tespiti yapar:

" Kürtlerin mevhum meziyetlerinden bahsediyor. Kısacası, onlara devlet kurdurmaya çalışıyor. Tabi devletin buna müsaade etmeyeceğini anladıktan sonra 180 derece çarkla said-i Kürdi olan adını Said-i Nursi yaparak ve nur risaleleri diye cehlin ve taassubun örneği olan karalamalar düzerek bir din mürşidi gibi ortaya çıkmayı başarıyor." (Adsız, makaleler 111- makale adı" nurculuk denen sayıklama)

Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki; Nurculuk, İngiliz istihbaratının, ülkemizde üretip türettiği bir tarikattır. Bahailiğin Türkiye şartlarına uyarlanmasıyla meydana getirilen bu yapı için seçilen kişi ise Bitlis’in Hizan ilçesinin Nurs köyünden Saidi Kürdi’dir. Kürtçülük propagandası ve Saidi Kürdi adıyla taraftar toplayamayınca, İngiliz istihbaratı, bilinen yöntemlerine baş vurarak, Kürt Said’i din maskesine büründürüp Saidi Nursi’ye dönüştürmüştür. (Ergün Poyraz, ‘Tarikat, Siyaset, Ticaret ve Cinayet - Masonlarla El Ele’, Togan Yayıncılık, s. 281)

RED KİD DELİÜZZAMAN’A GÖRE

HIRİSTİYANLARIN DÜŞMANI SAİDİN DE DÜŞMANIDIR

Vatanseverlik" Said'in en nefret ettiği olaydır.
Vatanseverler de !!!

Kendisinin Yaptığı Bitlis’i Kurtarma Savaşında Ruslara Esir Düşen Said-i Kürdi,Şehrini Ruslardan Kurtaran Atatürk’e “Kuran’a Zararlı Adam” der.

“Ölmüş gitmiş dünyadan ve hükümetten alakası kesilmiş bir adam hakkında otuz sene evvel bir Hadis–i Şerif’in ihbariyle Kur’an’a zararlı bir adam çıkacak demiştim.Sonra Mustafa Kemal’in o adam olduğunu zaman gösterdi. (Emirdağ Lahikası I/278,Yirmiyedinci mektuptan Sabık Reis–i Cumhur’a ve üç makama gönderilen istida)

...Lozan Muahedesinde söz veren ve pek şiddetli ve dehşetli hücumlarına rağmen hiçbir

hakiki Müslüman Türk’ü Protestan yapamayan ve Millet–i İslam için pek zararlı olduğunu ef’aliyle ispat eden ve Hadis– Şerif’in haber verdiği o müthiş şahıs kendisi olduğunu(yani Deccal, y.n) hayat ve mematiyle gösteren Mustafa Kemal’e bir mahrem eserde ‘din yıkıcı Süfyan’ dediğimizi (...)” (Emirdağ Lahikası I,50–51;Yirmiyedinci Mektuptan Mahkeme–i Kübra’ya Şekva ve Müdafaatın Bir Haşiyesi olan Parçanın Hülasasıdır, Ayrıca Müdafaalar, 226–227)

Deliüzzaman Said,Atatürk’ün memleketini işgalden kurtarmasına sevinmemiş aksine içerlemiş görünmektedir.

Sömürgeci Haçlıların düşmanı Atatürk’e SÜFYAN” Suçlamasını Kabul Ediyor;

Deliüzzaman'a göre Çanakkale Savaşı
asayişi bozmaktır.Tiflis'e gitmesi önces kazanılan
ÇANAKKALE ZAFERİ hayatında hiç geçmez.
O Rus,İngiliz ve "haçlı" her şeyi sever.
Liman paşa ve Atatürk Çanakkale'de .

“...bizim en mühim suçumuz, Risale-i Nur’un mahrem bir parçasında elli sene evvel bir hadîsin tefsirinde, cebrî kanunlarla şapkayı giydiren ve din-i İslâmı bu mübarek Türk milletinden kaldırmak için Lozan Muahedesinde söz veren ve pek şiddetli ve dehşetli hücumlarına rağmen hiçbir hakikî Müslüman Türkü Protestan yapamayan ve millet-i İslâm için pek çok zararlı olduğunu ef’âliyle ispat eden ve hadis-i şerifin haber verdiği o müthiş şahıs kendisi olduğunu, hayat ve mematıyla gösteren Mustafa Kemal’e bir mahrem eserde “din yıkıcı, süfyan” dediğimizi ve “kalblerdeki sevgisini bozmaya çalıştığımızı” isnad edip kararnamede mahkûmiyetimize sebep olduğunu...”Emirdfağ Lyh 48

Atatürk Said’e Davrimleri Anlatsın Diye Hoca Göndermiş.Ama Yanlış Yapmış(!) O Hıristiyan bir işbirlikçisidir.Nur Talebelerine Son Dersinden;

Kırk sene evvel, bir başkumandan beni bir parça dünyaya alıştırmak için bazı kumandanları, hattâ hocaları benim yanıma gönderdi. Onlar dediler:Zaruretler haramı helâl derecesine getirir. kaidesiyle, Avrupa’nın bazı usullerini medeniyetin icaplarını taklide mecburuz” dediler.

Ben de dedim: “Çok aldanmışsınız. Zaruret su-i ihtiyardan gelse, kat’iyen doğru değildir; haramı helâl etmez. Su-i ihtiyardan gelmezse, yani zaruret haram yoluyla olmamışsa zararı yok. Meselâ; Bir adam su-i ihtiyarıyla haram bir tarzda kendini sarhoş etse ve sarhoşlukla bir cinayet yapsa, hüküm aleyhine câri olur, mâzur sayılmaz, ceza görür. Çünkü, su-i ihtiyarıyla bu zaruret meydana gelmiştir. Fakat bir meczup çocuk cezbe halinde birisini vursa, mâzurdur. Ceza görmez. Çünkü ihtiyarı dahilinde değildir.”

Said Nursî

Emirdağ Lyh.151

NUR LAYİHALARI TÜM İNGİLİZ SÖMÜRGELERİNE DAĞITILIR;

Libya'nın Ömer Muhtarı bile Said'e göre "anarşisttir".Araplar bu yüzden 1950
sonrası bizden nefret ederler.

Lâfza-i Celâl üzerinde i’câzı gözle görülen Kur’ân’ımızı almak için istida ile Diyanet Riyasetine müracaat edilmesi gibi sırf garazla ve ecnebî parmağıyla aleyhimize dönen işlerden ve işkencelerden bizi ve âlem-i İslâmı pekçok sevindiren Demokratların dikkat edip Nurcuları kurtarmalarını, hürriyetperver hükûmetten rica ederiz.

Aziz, sıddık kardeşlerim,

Evvelâ: Bütün ruh u canımla geçmiş Mevlid-i Nebeviyenizi tebrik ediyoruz.

Saniyen: Sizin Nurun neşrindeki muvaffakiyetinizi âlem-i İslâm tebrik edip alkışlayacak. Şimdi de emareleri görünüyor ki: Ezcümle bir nümunesi, Pakistan Maarif Vekili Nurlar için benim yanıma geldi, Risale-i Nur’un bir kısmını aldı. “Doksan milyon Müslümanlar içinde neşrine çalışacağım” dedi. Aldı, gitti.

Hem bu kadar aleyhimizde münafıklar çalıştıkları halde, hem Avrupa’da, hem Asya’da uzak yerlere Risale-i Nur’u götürmüşler.

Hem Berlin’de Almanlar Zülfikar’ı aldıkları vakit, bir gazetelerinde alkışlayarak ilân etmişler.

Hem dahilde ehl-i iman, en ziyade muarızlar olan eski başbakan ve dahiliye vekili yasak ettikleri Asâ-yı Mûsâ ve Zülfikar’ı yasaklarına ehemmiyet vermeyerek kemal-i şevkle okuyorlar. Okuyanlar Ankara’da pek ziyadedir.

Hem birkaç yerde hapishane müdürleri iki üç vilâyette karar vermişler ki: “Biz hapishaneleri medrese-i Nuriye yapacağız ki, bizim mahpuslar da Denizli, Afyon hapisleri gibi Nurlarla ıslah olsunlar.” Emirdağ Lyh.49

Komünizm Mücadelesi

Said'e göre "özgürlük" anarşidir.

“Hem mezkûr hakikati, hem Ankara, hem İstanbul Üniversiteleri o dehşetli, tahribatçı kuvvete karşı hem vatanı, hem gençliği kurtaracak hakaik-ı Kur’âniye ve imaniye olduğunu kat’iyen bildiler ki, Ankara’daki üniversiteliler 1700 imza ile Maarif Vekilinin din derslerini cebrî mekteplere koyması için tebrik etmişler. Ve İstanbul Üniversitesinde yeni hükûmetin en mühim bir rüknüne demişler ki:

Anadolu’da din lehinde kuvvetli bir cereyan var. Onlara da, solcular gibi bir derece meydan vermeyeceğiz” demesine mukabil, o üniversitenin mümessili, din neşriyatı yapanlar aleyhinde olduğu halde, o reise demiş ki:

“Eğer dediğin o cereyan Risale-i Nur ise, ne siz ve ne de Avrupa onu mağlûp edemez.”

Bu mesele münasebetiyle, meslek ve meşrebime muhalif olarak Eski Said’in bir iki dakika kafasını başıma alarak diyorum ki:

Küfür ile iman ortası yoktur. Bu memlekette İslâmiyete karşı komünist mücadelesi ortası olamaz...”

Emirdağ Lyh.54

İngiliz Sömürgesi olan Suudi Arabistan ile bağları süreklidir.

Vehhabi Kral Fahd'ın da en
yakını Hıristiyan Papalığıdır.

[Seyyid Salih’in mektubundan bir parçadır.]

Bu sene on beş talebe birlikte Hicaz’a gidecekler. Hicaz’da olan masraflarını da Hicaz almayacak. Kendilerine düşen masraf çok az birşey olacak. Dönüşlerinde Salih ile bir iki arkadaşı, İran ve diğer hükûmetleri gezdikten sonra Pakistan’a İslâm Gençlik Konferansına âzâ olarak gidecekler. Belki bunların yol masrafını hükûmet verecek. Bu hususta emirlerinizi intizar ediyoruz.

Ali Ekber Şah’ı, Said Ramazan’ı, Abdurrahim Zapsu görmüş; Pakistan’da çok hürmet etmişler. Üstadımız yerine ellerini öptüler, duanızı rica etmişler.

Seyyid Salih

Emirdağ Lyh 61

Said- Kürdi Yahudi ve Hıristiyanların Ortağıdır.Müslümanların Değil;

Müslümanlık – Hristiyanlık ittifakını bozmaya çalışanlara karşı üç zümre; Nurcular, Hristiyan ruhaniler ve misyonerler uyanık olmalıdır.” (Emirdağ Lahikası I, s. 1712, Tarihçe–i Hayat, s.434’den nakleden Prof. Dr. Yumni Sezen, Dinlerarası Diyalog İhaneti, Kelam Yayınları)

Misyonerler ve Hristiyan ruhanileri, hem nurcular çok dikkat etmeleri elzemdir. Çünkü herhalde şimal cereyanı, İslam ve İsevi dininin hücumuna karşı kendini müdafaa etme fikriyle İslam ve misyonerlerin ittifakını bozmaya çalışacak.” (Lem’alar,111,141)

Said Papalıktan Takdirname alır.;

Fethullah'da işe Papa Jean Paul ile başlar

Papalık Makam-ı Âlîsi Kalem-i Mahsusu

Başkitabet Dairesi

Numara: 232247

Vatikan, 22 Şubat 1951

Efendim,

Zülfikar nâm el yazısı olan güzel eseriniz İstanbul’daki Papalık makam-ı vekâleti vasıtasıyla Papa Hazretlerine takdim edilmiştir. Bu nazik saygınızdan dolayı gayet mütehassis olduklarını bildirirken, üzerinize Cenâb-ı Hakkın lütuflarını dilediklerini tebliğe beni memur ettiklerini arza müsâraat eylerim. Bu vesile ile saygılarımı sunarım efendim.

İmza

Vatikan Bayn Başkâtibi

(Dış İlişkiler.)

Bu yazı,erkekçe "Ben Yezidiyim" diye yaşayanları değil,"hayali devlet ülküleri" peşinde koşarak "kardeş kanı döken,sömürgeci devletleri bölgeye sokan" Sünni Müslüman maskeli hainleri kastetmektedir.

Keykubat

nurculuğun kökenleri :deliüzzaman'ın kökenleri!-1-

nurculuğun kökenleri :deliüzzaman'ın kökenleri!-2-

deliüzzamanın yezıdı ermenı vatıkan kokenlerı-3

deliüzzamanın yezıdı ermenı vatıkan kokenlerı-4

gürcistan azınlık raporu;yezitler ve süryaniler

Norşin Kürtçe Değil Ermenicedir

masonlaştırılan dinler ve siyasi iktidarlar

Fethullah ermenidir

Kürt Yahudileri. Bunlar da son bir asır içinde ya Sünnî, ya Alevî görünerek araziye uymuştur. Kürt yahudileri ve barzaniler



Gönderen Yönetici . Siz Bu Kayıt İçin Herhangi Bir Yanıt Takip Edebilirsiniz RSS 2.0 Yasal Uyarı: Yayınlanan/haberin Tüm Hakları Tarafsız Haber ve Matbaacılık A.Ş'ye Aittir.Yazıların Sorumluluğu Yazarlarına Aittir. Kaynak Gösterilse Dahi Köşe Yazısı/Haberin Tamamı Özel İzin Alınmadan Kullanılamaz. Ancak Alıntılanan Köşe YazısıHaberin Bir Bölümü, Alıntılanan Habere Aktif Bağlantı Verilerek Kullanılabilir.

Bu Yazıyı Paylaşın;

Yazı Linki:
Site kodu:
Forum kodu:

Güncel Döviz, Altın Fiyatları

altın fiyatları altın

Köşe Yazıları

Haftalık E-bülten üyeliği için aşağıdaki alana E-posta adresinizi yazın

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Tarafsız Habere aittir. Alıntı yapılsa bile kaynak gösterilmeden kullanılamaz. © 2016 Tarafsız Haber..